Her şeyi yapmışsın iyi ama tavayı yıkamamışsın.
Daha arabanın sağına soluna pek hakim değilsin galiba.…
Hımm öyle yapmayacak mısın? Peki, bi dene de görelim bakalım…
Endişe etme. Bir şekilde olacak-büyüyecek-geçecek-iyileşecek-düzelecek-toplanacak-dağılacak-olacak-değişecek-çözülecek-bitecek ama endişe etme.
Biraz sakin ol.
İyi ama biraz da şöyle böyle-öyle-olsa iyi olur. Yine de sen bilirsin.
Ben hiç böyle yapar mıyım (yani benim bunu yapma imkanım olmadığı gibi, senin bunu yaptığımı düşünmen de kebiredir ve ortada bir suç varsa senindir)?
DESEM Kİ
Duyamadım tekrar et.
Göz göze bakalım.
Belki tekrar edersen başka bir şey duyarım. Belki iyi gelir veya acıtmadan geçip gider.
Söylenenler değişmese de gözlüğüm değişir. Kulaklarım değişir. Kalbim değişir. Değişmez mi ya?!
Belki bir dua edersin söylerken, ilacı acı olsun ama şifa bulsun dersin. Demez misin ya?!
***
I – ııııh! Dur dur!
Hayır!
Neden böyle yaptın?!
Hayır öyle olmaz…..
Zaten hep… Zaten hiç… şunu-bunu-onu yapıyorsun/yapmıyorsun/oluyor/olmuyor…
Bunu yine şöyle-böyle-öyle yapmışsın…
Bunu-şunu-onu yine unuttun…
Bence bu kitap şöyle-böyle-öyle satılır… (konu her ne ise cücük kadar bilgim ve ondan da az tecrübemle ahkam kesiyor, seni nasıl duygulara-düşüncelere-evhama sürükleyip konuya ne büyüler yaptığımı hesaba katmıyorum peh peh peh!)
DESEM Kİ
Dur bir daha dinle.
Göz göze bakalım.
Çok fazla düşünüyorum. Belki de konuşup öyle düşünüyorum çok.
Önce düşündüğüm de oluyor ama şimdi olmadı işte.
Belki bir daha söylerim ve değişir, dinler misin ya?!
“Ah” dedim içimden, çok utandım. Belki tövbe edip kafamı kaldırana kadar beklersin. Bekler misin ya?!
Belki bir dua ederim söylerken, “kalbimden kalbine gitsin, dikeni taşı olmasın, söze hacet kalmasın” diye. Alır mısın ya?!
***
Belki hiç konuşmayız sizlerle. Göz göze bakarız. Kalp kalbe anlaşırız. Senli benli değil burada biz oluruz. Dualarımız kabul olur.
Amin.