RAHAT BATANGİLLER

By

Arkadaşım “sen annesin, başka da bir sürü rolün var. Bu şekilde hissetmeye hakkın var” dedi. Ona “yok, ben rahat batangillerdenim” dedim. Yazının özeti şu konuşmaydı, isterseniz geçebilirsiniz.

***

Böyle hallerim sürekli değil. Bunalımda veya çevresine karşı tehlikeli değilim. Bu hali çok iyi tanıyorum ve son zamanlarda sık ziyaret ediyor.

***

Yapacak bir şey bulamazsam kendimi suçlarım:

bir şeyi iyi yapamamış,

bir şeyi hiç yapmamış veya yanlış yapmış,

yapmamam gereken bir şey yapmış veya düşünmüşümdür.

***

Önce “kızıp bağıran ses” gelir. Cezalandırır, günün kalanında iyi hissetmeye veya hemen arkasından iyi bir şey yapmaya hakkım yoktur. Keyif almak yasak yani. Bunu yaptın ve dünyanın sonu geldi. Artık eşinle/annenle/çocuğunla/arkadaşınla …….(burada bir ilişkinin sonunu veya travmatize edici olayı resmedin)………. olsa hak ettin, hepsi senin yüzünden.

O ses bütün enerjimi bitirir. Yıkılmış halimi fırsat bilen “‘zaten hep/zaten hiç’ sesi” çıkıp gelir. “Zaten hep böyle yapıyorsun, zaten hiç bunu şöyle şöyle ……(hayatımdaki olumlu anları unutur ve olumsuzları üstüne basa basa, biraz da utandırarak hatırlatır)…………..

Yere kağıt gibi yapışıp daha sıkılacak suyum kalmadığında, “kendine acıma ve kötü aile mirası sesi” düşer üstüme: “aslında annenle baban da seninle pek ilgilenmediler, şöyle şöyle-böyle böyle ……..(annemle babamın kötü niyet olmadan yaptığı ancak bugün olumsuz değerlendirdiğim davranışları)………. yaşattılar ve sana da yazık oldu. Artık buradan tutup düzelmez bu karakterin. Çok yazık, çocuğun da böyle böyle hissedecek. Asla iyi bir ilişkiniz olmayacak.”

***
bunlar olduğunda
işe gidip gelirken veya uzatılmış bir tuvalet molası alırken
kendimi toparlıyordum

artık bir anneyim
bütün gün yüzüme bakan bir yavru var
bakışları beni delip tüm hislerimi emiyor
delicesine korkuyorum

gerilen yüzümü çatılan kaşlarımı gizlemeye çalışırken
her zamankinden daha yalnız ve öfkeliyim
ilk yine kendimi suçluyorum
suçlu arıyorum çok hazırlıksızım

kendimi işe gidip gelirken uyutmuş ve öylece izlemişim
kendi elimi tutmayı ve sakinleştirmeyi bilmiyorum
bebeğimin elinden tutmaya çalışırken bunu da öğreniyorum

***

Uzunca bir “yapılmayacaklar listem” var. Bir madde: “Bağırmayacağım” mesela. Yahu, ben ne zaman bağırdım da listemde böyle bir madde var? Çünkü şimdi bağırıyorum. Peki ben bağırmazken, bu maddeyi zihnim nereden buldu da listeye ekledi? Ben ne zaman bağırır oldum?

Düşünmeye devam ederken sahne değişiyor, öfkeli bir başkası konuşuyor: “Esas kafaya takılacak şeyler bunlar mı? Bebekler ölüyor, insanlar aç! Ay sen de açsın bak, bugün ne pişirsen? Namazını kıldın mı? Kazalar dağ olmuş bakıyor! Sıcak evinde, yemediğin ‘bir tıkla kapında’, ama hala çocukluğundaki zırt vırtla hesaplaşamadın! Hala annenle anlaşmaya çalışıp öfkeleniyorsun. Sal kadını, bu yaşta zaten her söylediğine ağlıyor.

Çamaşırlar bitti, asılacak. Oyuncaklar toplanacak. Kaşına bıyığına bir bak köse oğlanları kıskandıracak. Sen neyin peşindesin?

Ahiret korkusu, Allah Peygamber sevgisi dinleyip duruyorsun ama namaz kılarken neler düşünüyorsun. Rahat batıyor kardeşim, bu nesilden bir şey olmaz! Nesilden umut zaten kesilmişti de yetmedi, büyüğün: ‘güneş batıdan doğacak; bu Anadolu bakiyesiyle olmayacak’ dedi…”

***

Aha, uyandı işte!