“Bu hayatta tek soru, sorun, cevap, düşünülecek tek şey: beka sorunu.”
Bununla pek çok şeyi yerli yerine oturttu sağolsun.
Benden geriye ne kalacak diye değil, daha gitmeden, daha yaşarken… Yaşamaya değer olan, gerçekten yaşadım diyebileceğin neyse onun peşine düşmek ve onun için nefes almak lazımdı. Tek başına duran tüm sözcükler gibi bu kadarken anlamlı ve yeterli. Kavramlar insana dokununca bir yabancılaşma, bir rahatsızlık geliveriyor. “Beka” bu elimdeki ömürcük ile nasıl tanışacak, ona gelip nasıl oturacak?
İlkokul sıralarından beri tuttuğum günlükleri anlatıp gaz ve toz bulutundan bu günlere gelmemek için, neden yazdığımı anlatırken içime doğru boğulmamak için kendimi zor tutuyorum. İşte bu yüzden yazıyorum.
Oh. Yazdım gitti.